Yazar Köşesi

Televizyon Çocukların Nesi Olur?

Televizyon Çocukların Nesi Olur?

Çağın en harika icatlarından olan televizyon, insanları özellikle çocukları eğlendirmekte ve zamanlarını almakta çok mahir. Çocuklar zamanlarının büyük çoğunluğunu ona ayırmakta ve çok mutlu görünmekteler. Televizyonu; oyuna, gezmeye hatta anne babayla zaman geçirmeye bile tercih ediyorlar.  Bu cümleden yola çıkarak başlığa cevap olarak ‘televizyon, çocukların hem annesi hem babası hem de arkadaşı’ desek abartmış olmayacağız gibi. İzah isteyenler yazının devamına müracaat edebilir.

Kimi Daha Çok Seviyorsun?

Medyada çıkmış iki örnekle açıklayalım: 9 yaşındaki öğrenci karnesindeki kırıkları gören ve üzülen babasına ‘Üzülme notlarımı düzeltebilirim öğretmenime zehirli bir çikolata götüreyim mesele kökten hallolur. Geçenlerde televizyonda bir adam karısını böyle öldürdü kimse duymadı.’1 Diyerek çözüm sunuyor. Psikolog Jung Bay Ra’nın yaptığı bir araştırma: ‘Babanızı mı yoksa televizyonu mu daha çok seviyorsunuz?’ sorusuna ankete katılan çocukların % 44’ü TV, ‘anneniz mi TV mi’ sorusuna TV diyenlerin oranı ise % 20’dir.2 Tüyler ürpertici değil mi?

TV ve Çocuk

Bana Hayallerini Ver Çocuk

Çocuklar yılda 1500 saatini TV başında, 900 saatini de okul sıralarında geçirmekte. 3 (Bu yazı 10 yıl öncesine ait. Bu oran telefon ve internetin eklenmesiyle çok daha fazla artmıştır) Çocuklar nerdeyse okulda geçirdiği zamanın iki katını televizyon başında harcamakta bu yüzden de insanın en önemli-verimli çağı olan bu dönemi televizyonla körelmektedir. Batılıların aptal kutusu dedikleri bu icat biz büyüklerden nasıl eş, dost ve akraba ziyaretleriyle birlikte, aynı evdeki insanların bile konuşmalarını alıp götürdüyse, çocuklardan da en güzel hayallerini, oyunlarını, hoplayıp zıplamalarını satın almış karşılığında da onlara sanal bir dünya vermiştir. Bilinç altlarına her gün yüzlerce hatta binlerce cinayet, kavga, savaş, soygun, intihar gibi sahneler sokmakta. Çocuklar da zamanla bunları kanıksamaktadırlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PARANOYAK

Sen, Aslında Televizyonda Gördüğün Kişisin

Ekranda art arda geçen anlık imaj ve görüntüler kalp ve kafa süzgecinden geçmeden alındığı ve uzun vadede yavaş yavaş tesirini gösterdiği için seyredilen dizi, film, eğlence programları, haber ve reklamlardaki hayat tarzlarının, kültürlerin, ekonomik ve siyasi mesajlarının tuzağına düşen insanımız, tehlikenin farkında değildir.4 Sihirli kutu bize ekrandaki kahramanlarla aynileşmeyi sunuyor. Ekrandakilerin yaşam tarzı, giyinişi, kullandıkları kelimelere varıncaya kadar anında bize sirayet ediyor. Özgürleşmek ve özgünleşmek, başkalaşmaktan dahası popüler olana benzemekten geçiyor diye düşünmeye başlıyoruz. Büyükler tarafında durum bu iken siz bir de körpecik çocukları düşünün.

Cemil Meriç: ‘Televizyon; aylak, şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığı kazanamamış sokaktaki adam için icat edilmiş bir nevi afyondur’ der. Yerden yere vurduğumuz bu aletin hiç mi faydası yok dediğinizi duyar gibiyim. Olmaz mı hiç? Hem görme hem işitme duyularına hitap ettiği için-yakında koklama duyusuna da hitap edecektir- eğitim araçları içindeki yeri özeldir. Ondan çok şeyler öğrenilebilir. Fakat çocuklara seyrettirilecek programlar iyice süzgeçten geçirilmeli ve seyretme süresi kısaltılmalıdır. Öğretmenlere ve ailelere çocukları bu sihirli kutunun pençesinden kurtarıp kitabın aydınlık dünyasına getirmek için epey iş düşüyor.

 

1 Anadol, Cemal. TV Yayınlarının Milli Kültüre Tesiri

2 İnci Gürel, TV’nin İlkokul Çağındaki Çocuklar Üstündeki etkilerine İlişkin Araştırma. Karacan Yay.

3 Anadol. a.g.e s.68

4 Refik İbrahim, Kültürde Dirilmek, TÖV Yayınevi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top