EĞİTİM

Bir Kitap -Beşinci Dağ-

Beşinci Dağ

Paulo Coelho, Simyacı’nın yazarı. Beşinci Dağ’ı okurken Simyacı’daki ahengi, sürükleyiciliği, aradım.  Ama doğrusu bulamadım. İlk sayfadan itibaren bir tıkanıklık varmış da ve zorla yazılmış gibi geldi. Fakat sonlara yaklaştıkça eserden epey alıntı yapmak durumunda kaldım. Bir inadın, azmin, inancın artık nasıl adlandırılırsa, bir mücadelenin asla pes etmemenin hikâyesini okuyorsunuz Beşinci Dağ’da.

Beşinci Dağ

Arka kapaktaki tanıtım yazısından bir kısım:

“Beşinci Dağ”, İlyas Peygamberin romanlaştırılmış öyküsü. İsrail’den ve bu ülkenin korkunç kraliçesi Yezavel’den kaçıp Fenike’ye sığınan İlyas, orada, Tanrının İsrail’e yeniden dönmesine izin vereceği günü beklerken, onu kucak açan, evinde ağırlayan dul kadına ve oğluna büyük bir sevgiyle bağlanır. Ne var ki, Asurluların saldırısıyla yerle bir edilir.

Beşinci Dağın doruğunda, başımıza gelen felaketlerin birer ceza değil, aşmamız gereken bir meydan okuma olduğunun bilincine varır.

Beşinci Dağ

Kitabı okurken ve bitirdiğimde yaşamakta olduğumuz dönemle ilgili çok şey buldum. Sahip olduğunuz her şey bir gün haramiler tarafından talan edilir, işinizi yapamaz hale gelir, bütün tanıdıklarınızla birlikte yokluğa mahkûm edilir, ayaklarınıza pranga vurulur, dayandığınız duvar yıkılır, güvendiğiniz dağlara kar yağar, her taraftan iftira okları üzerine yağar, vebalı duruma düşersiniz… Bunlardan murat edilen de hayattan el etek çekmeniz ve her şeyi kabullenmenizdir. Belki de kendinizi yaşama sebebinizi inkâr etmenizdir. Ama işler onların planlandığı gibi gitmeyebilir. Siz inat edersiniz. Benden ne yapmam istenmiyorsa onu yapacağım dersiniz. Sabreder ve oyunun yavaş yavaş bozulabileceğinizi fark edersiniz. Bu arada mahrum bırakılmanın müthiş gücünü keşfedersiniz. İçinizdeki uyuyan dev uyanır…

İtalik kısımlar kitaptan alıntıdır.

İlyas, işini yapmayı sürdürdü. Kadın, çocuğun yanına oturup onun çalışmasını izledi. Biraz sonra yeniden yanına yaklaştı.

‘Bu lanetli kenti neden kurtarmak istiyorsun?’

  • Bunu düşünmek için duracak olursam, istediğim gibi hareket edemem,’’ diye cevap verdi.

Yaşlı çoban haklıydı: İnsanın, belirsizliklerle dolu geçmişini unutup kendine yeni bir tarih yaratması, tek çıkış yoluydu. Eski peygamber, ev yandığında o kadınla birlikte ölmüştü; şimdi artık,  içinde birçok kuşkuyu taşıyan ve Tanrı’ya inanmayan biriydi o. Ne var ki yaşıyordu, göklerin lanetine kafa tuttuktan sonra bile. Yoluna devam etek istiyorsa, çobanın söylediklerini yapması gerekiyordu.

Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak ve olmamalı. Eski bizi öldürüp yeniden doğabiliriz. Ana karnında ölüp bu dünyaya doğduk, şimdi de eskiyen bizde ölüp yeniden doğabiliriz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  TÜRKİYE AKIL VE ZEKA OYUNLARI TURNUVASI ANKARA İL FİNALİ YAPILDI

Ellerini yüzüne götürdü ve hıçkıra hıçkıra ağladı. İlyas onu incelikle kolundan tuttu.

‘’Senin ve benim duyduğumuz acı hiç geçmeyecek, ama çalışmak bizim bu acıya katlanmamıza yardımcı olacak. Acı, yorgun bir bedeni öldürmeye yetecek kadar güçlü değildir.’’ 

Bazı acılar hep kalacak. Ama çalışmak hem de delisine çalışmak, bu acıların bizi teslim almasının önüne geçecektir.

‘’Çocukların bunu bildiğini nereden çıkardın, diye sordu yaşlı adam.

-Çünkü ben de çocuk oldum, bu yüzden, çocukların geçmişi olmadığını biliyorum, diye cevap verdi ona, çobanla yaptığı konuşmayı anımsayarak.

 

Bir çocuğun bir erişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır: Nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak ve elde etmek istediği şeyi -var-gücüyle dayatmak.

İstediklerimiz var gücüyle kovalamak kadar istemediklerimizi de bu ölçüde reddetmek gerek. Belki de esas sır buradadır. Reddetmek, hayır diyebilmek; bana biçilen bu kıyafet dar geliyor demeli insan.

Beşinci Dağ

Öyle anlar olur ki, Tanrı bizi itaat etmeye zorlar. Ama öyle anlar da var ki, bizim irademizi sınamak ister ve önümüze engeller çıkararak O’na olan sevgimizi ölçmek ister. Akbar’ın surları yerle bir olduğunda, O’nun iradesinin böyle bir kanıtını gördük:  Yıkılan duvarlar ufkumuzu açtı ve her birimizin, teker teker neler yapabileceğimizi anlamamızı sağladı. Yaşam hakkında düşünmeyi bırakıp, onu yaşamaya karar verdik.

 

İlyas biraz düşündü ve yanıldığını anladı. Herkesin içinde uyuyan güçlerin uyanabilmesi için Akbar’ın yıkılması gerekiyordu.

……….

Zayıflıklar gösterdim, çünkü kendi gücümü unuttum. Sert olmama gerektiğinde, yumuşak davrandım. Kötü kararlar almış olmamak için hiçbir seçim yapmadım.

Başımıza felaketler gelir. Bunların nedenlerini keşfedebilir, bunlardan başkalarını sorumlu tutabilir, başımıza gelmeselerdi yaşamımızın ne kadar farklı olabileceğini düşünebiliriz. Ne var ki bunların hiçbir değeri yoktur: Başımıza gelmişlerdir o kadar. Hemen ardından, bizde uyandırdıkları korkuyu unutmamız ve her şeyi yeniden kurmaya başlamamız gerekir.  

Yorum İçin Tıklayınız

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top