YAŞAM

Osman Bölükbaşı Kimdir. Tarihe Geçen Sözleri.

1913 yılında Hacıbektaş’ta doğan Türk Siyasetinin renkli simalarından Osman Bölükbaşı, Fransa’da Nancy Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nde öğrenim gördü. Daha sonra Türkiye’ye dönen Bölükbaşı, önce Kandilli Rasathanesi’nde asistan, sonra Haydarpaşa Lisesi’nde öğretmen olarak görev yaptı.

1946’da Demokrat Parti’ye (DP) girerek siyasete atılan Bölükbaşı, 1947’de DP’den ayrıldı. Bir yıl sonra Millet Partisi’nin (MP) kurucuları arasında yer aldı.

Temmuz 1948’de Millet Paɾtisi’nin kuɾuculaɾı aɾasında yeɾ alan Bölükbaşı, 1949’da İsmet İnönü ve Celâl Bayaɾ’a komplo düzenlemek iddiasıyla tutuklandı, ancak kısa biɾ süɾe sonɾa seɾbest bıɾakıldı. 1950 Genel Seςimleɾi’nde Millet Paɾtisi’nin tek millet vekili olaɾak Kıɾşehiɾ’den TBMM’ye giɾdi. Millet Paɾtisi laikliğe aykıɾı politika üɾettiği geɾekçesiyle 1953’te kaρatıldı.

Bölükbaşı bunun üzerine Şubat 1954’te bir grup eski Millet Partisi üyesi ile birlikte Cumhuriyetςi Millet Partisi’ni kurdu. Bu partinin genel başkanlığına getirilen Bölükbaşı, 1954 genel seςimlerinde bu ilin neredeyse bütün oylarını alarak yeniden Kırşehir milletvekili seςilince, Demokrat Parti hükûmeti Kırşehir’i ilçe yaρtı ve Nevşehir’e bağladı. Kırşehir 3 yıl boyunca ilçe olarak kaldı. Bu dönemde hükûmete eleştiriler yönelten Bölükbaşı da Temmuz 1957’de TBMM’ye hakaretten tutuklandı. Kırşehir, Haziran 1957’de yeniden il durumuna getirildi, ancak eski kazalarından Avanos, Kozaklı ve Hacıbektaş Nevşehir’de kaldı. Osman Bölükbaşı’nın köyü Hasanlar köyü de yeniden il olan Kırşehir’e bağlanmayarak Nevşehir’e bırakıldı. Bu durumda, Ekim 1957 Genel Seςimleri’nde Bölükbaşı, Cumhuriyetςi Millet Partisi’nden seςilen 4 milletvekilinin arasında yer aldı. Seςim günü haρiste olduğu iςin milletvekili yeminini Ankara Merkez Cezaevi 10. koğuşunda mahkûmların önünde yaρtı.

Osman Bölükbaşı’na ait tarihi sözler:

Osman  Bölükbaşı meclis kürsüsünde konuşmaktadır.Muhalif kanattan bir milltvekili kürsüye doğru seslenir.
-Erkek misin sen be!
Osman Bölükbaşı gayet soğukkanlı bir şekilde:
-Ben erkekliğimin zekatını versem sen bile erkek olurudun.
der ve konuşmasına devam eder.

 

 ‘‘hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim. en kárlısının din ticareti olduğunu gördüm.”

 

Yurtdışında, “Atalarınızın Viyana’da ne işi vardı?” sorusuna cevaben; “Haçlı Seferleri’ne iade-i ziyaret!”

 

 “Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir’in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkár etmek mümkün değildir, evet biz açık konuşuruz” şeklinde konuşan Adnan Menderes’e cevaben; “Vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun”.

 

Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için; “Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar”

 

Düzce’deki bir mitinginde 8 saat 35 dakika konuşarak rekor kırmış, Demokrat Parti iktidarına yönelik olarak “iktidar konuşmayı yasakladı, bakışmayı da yasaklamadan önce birbirimizi doya doya süzelim” diyerek kendisini izlemeye gelen kalabalıkla uzun uzun bakışmış.

 

Emin Çölaşan’a hitaben: “Atatürk’le tanışmamış olmak, hayattaki en büyük eksiğimdir”.

 

1950’lilerde millet meclisinde kürsüde konuşurken, demokrat parti milletvekili hüseyin balık, oturduğu yerden sürekli kendisine laf atınca dayanamayıp, “oynama balık, yutarım seni”

 

Meydanlarda gürler, büyük alkış alır, fakat oylar sayılınca hep muhalefette kalan Osman Bölükbaşı, dinleyicilerine hep yakınırdı: ‘‘Sizin harmanınız büyük de, taneniz çıkmıyor… Burada beni dinlerken aşka gelip Rahman’ı (Allah’ı) alkışlarsınız, sandık başına gidince şeytana sarılırsınız.’’

 

1975’te, Senato seçimleri sırasında, AP’den adaylık teklifi gelince kendilerine teşekkür eden Bölükbaşı şu cevabı verdim: “Halkın, gönlünde bayrak gibi direğe çektiği insanlar, başkasının koltuğu altına giremez.”

 

12 mart 1971 tarihinde, komutanlar muhtıra verince, Demirel başbakanlık’tan istifa etmiş ardından, Chp genel sekreteri bülent ecevit de, “bu hareket, bana karşı” diyerek, görevinden ayrılmıştır. bu gelişmeler üzerine Osman Bölükbaşıı: “Azrail adalet partisi’ne girdi ama, cenaze chp’den çıktı.” diyarek durumu çok güzel özetlemiştir.

 

Bölükbaşı, milletvekili adaylarının, başka partilere transferini önlemek için, seçim sırasında noterden taahhütnameler aldı. Ancak, milletvekili seçilen bazı kişiler, bir süre sonra Millet Partisi’nden istifa etti.

 

12 Eylül 1980 İhtilâli öncesinde, devrin Başbakanı Süleyman Bey’i ziyaret ederek, kendisine şunları söyler: “Süleyman Bey, görüyorum ki sel geliyor. Önünde durma, kenarında dur.”

 

Sürekli ihanetlerle karşılaşan Bölükbaşı, 1973’te, “Erciyes Dağı kadar derdim var. Artık, gemi aslanı gibi lider olmak istemiyorum” diyerek siyaseti bıraktı…

 

9 Eylül 1973 günü siyasete veda eden Osman Bölükbaşı , sebebini soranlara, şunları söyledi: “Yüzünde, göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki; benden önce, kırkbin kişinin nikâhından geçmiş.”

 

”Siyasi hayatımda beni en çok üzen, ne zaman konuşmaya başlasam İsmet paşanın kulaklığını çıkarıp masaya koymasıydı.”

 

”Çoğu insan, siyaseti makam ve mevki için yapar. Benim, o işlerde hiç gözüm olmadı. Çünkü, imânım padişahtır. Ben de onun vez”riyim. Bundan büyük rütbe olur mu?”

 

“Tansu Çiller’i nasıl buluyorsunuz?” diyorlar. Ben de onlara şunu söylüyorum: “Ağam bir hâtun aldı, belâyı satın aldı.”

 

”Biliyorsunuz, ben bu milleti severim. Bilirim ki, bu millet de beni sever. İkimizin bu hali, birbirini sevip de, evlenemeyen oğlanla kızın kaderine benziyor.”

 

Demirel’in yeni yeni parladığı yıllar.Partisiyle birlikte Kırşehir’e gider.Kalabalık ,izzet ,ikram, deve kesmeler ve alınan reaksiyon ziyadesiyle mutlu eder Demirel’i.Sonra da Bölükbaşı memleketine gider.Hemen şakşakçılar Demirel’e raporu verir.Bölükbaşı’nın memlektinde sana deve,ona koç kestiler.Seni daha iyi ağırladılar derler.
Demirel Bölükbaşı’nı bir yerde görür,yanına gider üstad memleketinde bana çok iyi davrandılar.Deve kestiler ,sağolsunlar der.Sonrada inceden ayar vermek için üzüntülü bir şekilde duydum ki sanada koç kesmiş hemşerilerin,ayıp etmişler der.
Bölükbaşı yine kendinden emin şekilde Demirel’ e döner ve “Evlat,bizim oralarda deveye deve ,koça koç keserler” der.

 “Yerin mevkii oturandan gelir. Adam olan oturduğu sandalyeden şeref almaz, ona şeref verir. Adam vardır kırık sandalyede bir Fatih, bir Kanuni gibi oturur. Adam vardır en parlak sandalyede bir yığın saman gibi oturur”.

 

Bölükbaşı Kızılay’da dolmuş durağında beklerken kendini tanıyan bir vatandaşın “siz de mi dolmuş kuyruğunda sıra bekliyorsunuz?” sorusuna karşılık şunu söylemiştir “ne yapalım yavrum zamanında cebimizi doldurmadık şimdi dolmuşu dolduruyoruz”.

 

“Koltuğunun altında haç taşıyan, fakat hacı görünmeye çalışan, gavur diye öldürüp, şehit diye namaz kıldıran siyasetçilerden sakınılmalıdır”.

 

“Seçimlerde vatandaşın oyu, hesabı tarih ve Allah Teâlâ huzurunda verilecek bir millet emanetidir”.

 

“Hasmın güllesi tesir etmez, ama dostun bir fiskesi yıkar beni”.

 

“Gördüğüm vefasızlık, nankörlük ve ihanetler gönlümde sızısı bir türlü dinmeyen yaralar açmıştır. Bağrım Karacaahmet Mezarlığına dönmüştür”.

 

“Bizim kümeste tavuk çok… ama hep başkalarının folluğuna yumurtluyorlar”.

 “Bu millet Bölükbaşı’yı alkışladı; İnönü’yü karşıladı; oylarını Menderes’e verdi”.

 

Behiye Aksoy’a ithafen, 

Bende saç ağarmış, gönül tüter mi,

Kül olmuş sinemde çiğdem biter mi ,

Viran yerde ahu bülbül öter mi,

Geçelim güzelim gel bu sevdadan”

Dörtlüklerini yazmıştı.Bunları Behiye Aksoy İçin mi yazdınız diye soranlara Osman Bölükbaşı şu cevabı vermiş ; ”Eli elime değmedi ama lafı anamı belledi”

Bölükbaşı, 1972’de Millet Partisi genel başkanlığından ayrıldı. İçeride geçen bir olay yüzünden önce Osman Bölükbaşı daha sonra Hasan Koçdemir partiyi bırakmışlardır. Yerine eski Genelkurmay Başkanı Cemal Tural geçti. 9 Eylül 1973’te de, 1961’den itibaren Ankara’dan seςildiği milletvekilliğinden istifa ederek aktif siyasetten çekildi. 6 Şubat 2002’de Ankara’da vefat etti.

Artık, “Anadolu Fırtınası” dinmişti. Koca Bölükbaşı, o gün bugün şunları mırıldanır:

Kulluk, g”ran (ağır) geldi dünyada kula,

Hürriyet aşkı ile düştük bir yola,

Sonunda leylâmız gitti bir pula,

Bize inkisârı (kırgınlık), hicrânı (keder) kaldı.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Banyo yaparken İlk Önce Yıkadığınız Bölüm Kişiliğinizi Açıklıyor.

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top