“Teknoloji Devrinin Öğrencileri”


“Teknoloji Devrinin Öğrencileri”

 

Teknolojik araçların öğrenciler üzerindeki etkilerini irdeleyen güzel bir yazı.

Eğitimci yazar Ömer TÖK’ün Kaleminden.

 

 

TEKNOLOJİ DEVRİNİN ÖĞRENCİLERİ

 

Teknolojik araçların öğrenciler üzerinde etkileri hep tartışılmıştır. Genellikle öğrencilere yaptığı olumsuz etkiler ön plana çıkarılmıştır. Peki teknoloji ne kadar zararlıdır? Bu teknolojinin eğitime hiç katkısı yok mudur?

 

Öğretmenliğe yeni başladığım yıllarda veli toplantısının ana gündem maddelerinden birisi de televizyonun öğrenciler üzerinde etkileriydi. Toplantıda televizyonun öğrenciyi nasıl olumsuz etkilediği bol bol anlatılırdı. Program seçmenin önemi, televizyona birlikte bakmanın önemi vb. Televizyonu sınırlamanın gerekliliği olmazsa olmazlardandı. Hatta haftanın bazı günleri televizyonsuz gün uygulaması yapılmasını bile tavsiye ederdik. Bu kurallar hala değişmedi. Bunları hala anlatıyor ve uygulamalarını istiyoruz. Bu arada genellikle velilerimiz çocuklarının yerlerinde duramadığını, hiperaktif olduklarını söylüyorlar. Bunun temel sebeplerinden birsinin televizyon olduğu yapılan araştırmalarda çıkmıştır. Çünkü hızlı akan bir çizgi film ve buna ayak uydurmaya çalışan çocuklarımız. Ebeveynler ve öğretmenler genellikle çocukların bu hızlarına ayak uyduramazlar. Çocuklar ise çevresindeki kişilerden, aynı televizyondaki gibi hızlı hareket etmesini beklerler. Bunun için çocuklar çabuk sıkılırlar, çabuk faaliyet değiştirmek isterler. Özellikle erkek çocukları hem fıtratları gereği, hem de izledikleri çizgi filmlerin etkisi ile daha fazla hareket ederler. Velilerimize bu nokta da düşen görev seçici olmalarıdır. Her çizgi filmi, her kanalı çocuğumuzun izlemesine izin vermemeliyiz. Nasıl evimize gelen her kişiyi almıyoruz, her kişiye kapıyı açmıyor isek aynı şekilde televizyonumuza gelen her sinyali, her kanalı, her çizgi filmi çocuğumuza izletmemeliyiz. Bu arada 25. KARE konusuna dikkat etmeliyiz. Bu konuda internette araştırma yapabilirsiniz.

                Yıllar geçti, bilgisayar ve internet ile tanıştık. Hatta ilk başlarda MEB tavsiyesi ile velilere internet bile aldırdık. Bu da yetmedi sürekli internetten araştırma yapılacak ödevler vermeye başladık. Biz öğretmenler yüzünden evine bilgisayar, internet ve yazıcı alan çok aile oldu. Bir süre sonra çocukların bilgisayar ve internette dersten çok oyun ile uğraştığını gördük. Bir saat bilgisayar başında duran bir çocuk en fazla beş dakikasını eğitim faaliyetleri için ayırıyordu. Sosyal medyanın saf beyinleri kandırmaya müsait olması ileriki yılların sorunu oldu. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi her gelene kapıyı açmıyorduk ama artık dünyanın evimize girmesine müsaade ediyorduk. Çocuğumuzun dışarıda kötü arkadaş edinmesini engelliyorduk ama evimize giren kötü insanlara karşı önlem almıyorduk. Bir müddet sonra işin vahameti ortaya çıkmıştı. Artık ebeveynler olarak bilinçlenmiştik. Ama internette hayatımızın bir parçası olmuştu. Artık olmazsa olmazlar arasında idi. Tam bilgisayarı kontrol altına almayı öğrendik, şifre koymayı belledik. O da ne!!! Bir de tablet çıktı. Artık ev halkının olan bilgisayar yerine kişiye ait olan, özellikle çocuğa ait olan tabletler icat edildi. Çocuklarımız kendilerine ait olan tablete istedikleri oyunları yüklüyorlar, istedikleri kadar oynuyorlardı. Çok geçmeden tabletin pabucuda dama atıldı. Akıllı telefonlarımız ile bilgisayarda yaptığımız tüm işlemleri yapar olduk. Sadece biz mi? Çocuklarımızın arayıpta bulamadığı bir araç haline geldi. Neredeyse konuşmak dışında her işi gerçekleştiriyordu. Artık bizden çok çocuklarımız kullanır oldu telefonlarımızı.

 

Buraya kadar hep teknolojinin zararlarından bahsettik. Hiç mi yoktu faydası bu araçların. Öğrencinin gelişimine katkı sağladığı noktalar üzerinde duralım birazda. Ben teknolojiyi şu güzel söze benzetirim.

“Bir denizde rüzgar az olursa yelkenli hareket etmez, fazla olursa yelkenli batar.” Bence teknoloji rüzgar gibi olmalıdır. Ne fazla ne de az. Kullanmasını bilirsek çok faydalıdır. Şu ana kadar sınıfımda bilgisayar ekranı, televizyon, projeksiyon, akıllı tahta hepsini kullandım. Tabii bunları kullanmak için önce kullanmasını öğrenmek gerekiyor. Bazı hocalarımız kağıt kalem ile keserek biçerek etkinlikler hazırlıyor ise bende teknolojiye uygun etkinlikler hazırladım. Slayt yaptım, video çektim, internet sitelerindeki faydalı dokümanları öğrencilerim ile buluşturdum, derslerime faydası olacak eğitsel oyunları bilgisayarda çocuklarla birlikte oynadım. Çocukların en iyi öğrenme zamanının oyunlar olduğunu bildiğim için acaba bu dersleri nasıl oyunlaştırabilirim diye kafa yordum. Bu konuda bir nebze de olsa başarılı olduğumu düşünüyorum. Bu kadar teknoloji ile içli dışlı olmama rağmen yine de rüzgar örneğinde olduğu gibi bir yere kadar teknoloji diyorum. Çocuklarımız dışarı çıkmalı. Sanal ortamlarda değil, doğal çevrede oyun oynamalı. İnternette değil, sokak aralarında insanlarla iletişimde bulunmalı. İyiliği ve kötülüğü yaparak, yaşayarak öğrenmeli. Gelin faydası çok olan bu teknolojiyi yeteri kadar kullanalım, kullandıralım. Hepsinden önemlisi bizler onlara örnek olalım.

 

 

 

Eğitimci Yazar

 

Ömer TÖK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (1)
Yorum Ekle