Öğretmenler Günü Hediyesi –Bırak Kaç-

0 4

Öğretmenler Günü Hediyesi –Bırak Kaç-

– Planı açıklıyorum; kapıyı çalıyoruz, çiçeğimizi bırakıp kaçıyoruz.

-‘Ne! Buraya kadar geldik, evi de zaten zar zor bulabildik. Bırakıp kaçacak mıyız?’ dedi Ersin.

-Evet, dedim. Hem de çok hızlı olmalıyız. Utanırım ben ne diyeceğiz, nasıl diyeceğiz, öyle şeylere alışık değilim.

-Ne olacak mı olacak, anlatayım; Öğretmenim, öğretmenler gününüz kutlu olsun, der çıkarız. Bu kadar.

-Tamam, ben geride dururum sen söylersin öyleyse ben karışmam.

-Haydaaaa! Yok yok ben de söyleyemem. Senin dediğin gibi olsun.

Merdivenlerden yavaş yavaş çıktık. Banka soymaya girenler gibi sessizce ilerliyor, bizi kimse görmesin diye dualar ediyorduk. Kalbimizin atışlarını birileri duyar da kapıyı açar diye ödümüz kopuyordu. Kapıdaydık, işin en zor kısmı, hızlıca zile bas ve kaç. Operasyon tamamlanmak üzereydi, ama en zor kısmı da burasıydı. Sanki Maksude Hoca çiçek elimizdeyken kapıyı açacak ve ‘’ aa çocuklar’’ diyecek ve plan da suya düşmüş olacaktı. İçerden ses seda yok.  Çiçeğimizi kapıya bırakıp, merdivenlerden uçarcasına indik. Arkamıza bakmıyorduk, epey uzaklaştıktan sonra durup soluklandık. Kan ter içinde kalmış ve koşma meselesini neden bu kadar çok abarttığımızı düşünüp kendimize güldük. Sahi biz neden deliler gibi koşuyorduk. Altı üstü öğretmenimize ‘’öğretmenler gününüz kutlu olsun’ deyip bir çiçek takdim edecektik. Zile basıp kaçma fikri de nerden gelmişti aklımıza? Kim bilir belki utanmış belki de farklılık olsun demiştik. Çiçeğe,  isim de yazmamıştık.

-Eeee şimdi ne olacak?  Kimin bıraktığı belli olmayan çiçekler kapıda! Güme gitti bizim harçlıklar. Sürprizimiz boşa gitti.

-Yok oğlum, amaç öğretmeni sevindirmekti. Bence bu onu daha çok sevindirir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Veli, Öğretmeni Pompalı İle Vurdu

Allah’tan öğretmenler gününüz kutlu olsun gibi bir şeyler yazmıştık.

Maksude Hoca’yı ikimiz de çok severdik. Ertesi gündü galiba Maksude Hoca derse girdi ve ‘’yaramazlar’’ mı dedi,       ‘’ zili çalıp kaçanlar kimdi acaba?’’  mı ya da bambaşka bir şey mi dedi bilmiyorum ama çok tatlı konuşmuştu. Arkamızda maalesef iz bırakmıştık. Pencereden kaçarken görmüş bizleri.  ‘’Yok öyle zile basıp kaçmalar, gelin de öpün bakalım öğretmeninizin elini ’’ Biz de kuzu kuzu gidip elini öpmüştük.

……..

Biz, Ersin’le öğle arasında eve yemeğe gitmez, Maksude Hoca’nın anahtarını verdiği Biyoloji laboratuvarında öğle arasını geçirirdik. Şimdi düşünürüm da nasıl olur da bize laboratuvarın anahtarını teslim ediyordu? Ki dolu dolu bir sınıftı. Şimdiki okullardaki boş laboratuvarlar gibi değildi. Biz de kendimizce mikroskoplarla bir şeyler incelerdik. Okulda yemeğini yiyen çocuklara da havamızı atardık, anahtar bizde, araştırmalar yapıyoruz havalarıyla.

İyi bir öğretmen, öğrenci için gerçekten büyük bir talihtir. Üniversite tercihlerimin hepsi üç ayrı öğretmenlikten oluşuyordu.  Biyoloji ilk tercihlerdeydi. Ama olmamıştı. Üniversiteye başladığımda biyoloji bölümünde okuyan arkadaşlara gıpta ile baktım önceleri sonra da ‘iyi ki kazanmamışım’ dedim kendi kendime sessizce, Maksude Hoca duymasın diye.

Aradan uzun yıllar geçti ve halen kapıya bıraktığımız o çiçeğin heyecanı sarar beni öğretmenler gününde. Çiçek verebilecek, ama bunu bir ritüel olarak değil de kalbinizin en derinliklerinden kaynayıp taşan bir hisle yapacağınız, bir öğretmenle karşılaşmış olmanız tarif edilmez bir duygu. Bütün dileğim her bir öğrencinin kapısına çiçek bırakabileceği bir öğretmene rast gelmesi olsun.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumunuz İçin Çok Teşekkür ediyoruz