EĞİTİM

Milli Eğitim Bakanı Selçuk:”Benim Derdim Kültür ve Zihniyetin Dönüşmesi.”

Milli Eğitim Bakanı Selçuk:”Benim Derdim Kültür ve Zihniyetin Dönüşmesi.”

Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Beyoğlu Sohbetleri’nde konuşan Bakan Selçuk şunları söyledi:

Dünyadaki bütün eğitim devrimlerine, büyük eğitim dönüşümlerine baktım. Hiç istisnası yok, hepsinde güçlü bir lider var. Tam da Türkiye’nin yeni bir hikaye yazmanın sırası.

Mesajı insana olan her şey önce evrensel bir çıkış yapar. Tıpkı ilahi kitaplarda olduğu gibi. Bir etnik kökene, bir millete değildir, bütün insanlığadır mesaj. Daha sonra eğitim bu toprakların boyasıyla boyanır, çok güzelleşir, çok da millileşir. Tam da bize göre olur. Biz de ondan mutluluk duyarız. Böyle bakmadığımızda içe kapanma, bir akraba evliliği söz konusu olabilir. Bir topluma yapılacak en büyük kötülük o toplumu kendi kültüründen mahrum etmektir. Ama bir topluma yapılabilecek daha büyük bir kötülük o toplumu kendi kültürüne mahkum etmektir. Mahkumluk ve mahrumluk arasındaki dengeyle bir toplum kendi olgunlaşmasını sürdürebilir.

Örneğin bir dersin saat sayısını bir saat artırdınız, iki bine yakın öğretmen ihtiyacı doğuyor. Diyelim ki okul öncesi eğitimi zorunlu kıldınız, eğitim fakültesinden mezun olanların sayısıyla ilgili problem yaşarsınız ve 17 bin derslik açığınız doğar. Bununla beraber finansman modelini yenilemeniz gerekir. Tek bir değişiklik onlarca parametreyi etkiliyor. O yüzden de biz eğitimde müfredatı değiştirdiğimizde reform yaptık demeyiz. Aslında reform kelimesinin kendisi sağlıklı bir kelime değil. Çünkü içerisinde form geçiyor. Eğitim canı olan bir kurumdur. Canını yitirdiğinde o anı yaşayan bir kurum olmaz ve o donuk ölü dokuya dönüşür eğitim. Müfredat da öyledir. Müfredat da fertten gelen bir kelime olarak her an canlı olan şeye müfredat denir. Canı olmayan bir şeyin can katması da mümkün değildir.

Bu sistemin e-okul isminde bir yazılımı var. Bir kaç ay sonra ben onu dünyaya satmak istiyorum. Yıllar içerisinde o kadar güzel ve kapsamlı bir çalışma yapılmış.

Ancak eğitim fakültesinin müfredatı YÖK’ten çakılı gider. Bu çok uzun yıllardır böyle ve asla dokunulmamış, değiştirilmemiş. Dolayısıyla biz ilk defa öğretmen yetiştirmenin kaynağına da dokunmuş olacağız. Sayın YÖK başkanımızla oturum çok güzel bir çalışma yapıp protokol imzaladık. Eğitim fakültelerinin bizim gelenek kodlarımız üzerinden yeniden inşası noktasında öğretmen yetiştirmeyi yeniden tarif etmek istiyoruz. Bu anlamda pilot bazı eğitim fakülteleriyle öğretmen yetiştirmenin öğrenci alım kriterlerine kadar, atama yükselme yönetmeliğine kadar bütün alt bileşenlerinin dönüşmesiyle ilgili önümüzde iki yıllık bir çalışma var. Bunu hemen devreye sokmamız mümkün.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  2018'de "Google" dan Ülkemizden En Çok Arananlar

Biz öğretmene katkı sağlamaz, öğretmeni yetiştirmez, ona yardım etmezsek inanın bu işin bir çözümü yok. İnanın bizim çocuklarımız fazlasıyla yetenekli ve becerikli. Dünyanın neresine giderse gitsin bu çocuklar çok güzel eğitim alırlar. Alamamalarının sebebi sistemle ilgili. Bizim öğretmenimizin niteliği ile ilgili. Ama öğretmene de ‘Sen mezun oldun, ne yaparsan yap’ diyemeyiz. Bugün özellikle Kuzey Amerika’da mezuniyetten iki sene sonra not ortalamanız kaç olursa olsun ciddiye almamaya başladılar. Öğretmenin kalitesi konusunda da yol haritamız o kadar net ki bizim üç sene içerisinde -kaç öğretmeni hangi üniversitede, yazın kaç kapasiteli hangi yurtta ne kadar süreyle eğitim alacağız- bütün bunların fizibilitesi bitti. Bu bağlamda bütün öğretmenlerimizin lisansüstü eğitim alması için ücretsiz bir sistematik de oluşturuyoruz.

Dünyadaki bütün eğitim devrimlerine, büyük eğitim dönüşümlerine baktım. Hiç istisnası yok, hepsinde güçlü bir lider var. Tam da Türkiye’nin yeni bir hikaye yazmasının sırası. Şimdiye kadar birçok başarı yaptık. Ben ‘Eğitimde bu kadar kötüyüz’ demeyi de çok sağlıklı görmüyorum. Bizim çok iyi özelliklerimiz var eğitimde. Belki kapasite yönetimiyle ilgili bazı eksikliklerimiz olabilir ama bunu kötülememek de lazım. Bunun üzerine böyle bir liderlikle çok güzel çözümler üretiriz. Bu atmosfer her zaman yakalanmaz. Böyle bir liderlikle biz eğitimde nasıl kalkınacağız konusunda çok rahatız.

Benim derdim kültür ve zihniyetin dönüşmesi. Eğer bununla ilgili mesafe alırsak Türkiye’de bir sıçrama yaratacak. Artık aritmetik bir değişim yok dünyada. Geometrik bir değişim de yok dünyada. Dünyadaki değişim üssel değişim. Bu üssel değişim çerçevesinde bizim çok büyük fırsatlarımız var. Karamsarlığa gerek yok. Eğer biz eğitimin hukukunu korursak, günlük çatışmalarımızdan biraz vazgeçip enerjimizi geleceğe doğru kurarsak ve toplumdaki birlikteliği önemsersek o zaman eğitim çalışmaya başlar. Eğitim demokrasi ve ekonomiyle yan yana geldiğinde çalışan, kendi kendine kaldığında kan kaybeden bir kurumdur. Biz demokrasiyi daha da yeşertirsek Türkiye’de, ekonomi ile eğitim arasındaki ilişkiyi daha güçlendirirsek inanın zor bir şey değil. Buna hazır bir yapı da var. Üç sene sonra sonra göreceksiniz Türkiye’de mesleki eğitimde büyük bir hamle yeşerecek ve insanların algısı da dönüşmeye başlayacak.

Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

To Top