Hata
  • JLIB_DATABASE_ERROR_FUNCTION_FAILED
Yazdır

Muzdarip Öğretmenler

Fehmi Büyükkol tarafından yazıldı..


Muzdarip Öğretmenler

Ufacık tefecik çocukların öğretmenlere çektirebileceği eziyetler birçok kimsenin hayalhanesine giremeyecek kadar zengin bir koleksiyona sahiptir. Hele bu öğretmen her şeyi sevgi ve konuşma ile halletmeye meyilli ise. Bu cümleden dolayı ‘ne yani sevgi ve konuşma’ dışında başka çözüm yollarını mı savunuyorsun? Diye sormayın maksadım o olmamakla birlikte bu anlamın çıkabileceğini fark etmedim değil. Ama amacım, sorun çözmek için uzun ve yorucu olan yolu seçen ve yüzüp yüzüp kuyruğuna gelince pes eden bu pes etmeyle birlikte hayallerinin yerle bir olduğunu gören öğretmenlerin durumunu işaret etmek içindir. Onlar acıyın efendim. Ya da sabır temennisinde bulunun. Sabır taşı dahi olsalar sabır dileyin onlara. Çünkü öğrencilerin gelecekleri için onlar hayatlarını, zevklerini, sağlıklarını(ruh ve beden) bir kenara bırakmaya hazırlar.

Doğarken yorgun doğan insanların dinlenmek için yaşadığı bu çağda öğrencilerin elinden tutup hayat merdiveninden bir basamak daha çıkartmak ve bu uğraşı esnasında arkasından çekiştiren televizyon, bilgisayar ve anne-baba olunca iş karmakarışık hale geliyor. Cenap Şahabettin’in dediği gibi ,’Fikirlerimiz az olunca onlarla çok fazla uğraşıyoruz.’ Çocuklarımızla fikirlerimiz arasındaki bir benzerliği daha görmüş oluyoruz. Çocuklar az olunca tek meşgalemiz onlar oluyor. Bu uğraşı ile çocukları bunaltıyor, buruşturuyor ve öğretmenin önüne atıyor modern insan: ‘al öğretmen bu çocuğu adam et’ diyor ve ekliyor ‘aman ha bu işi yaparken de sakın üzme, dokunma, onurunu kırma, gururunu incitme, yüzünü ekşitme, kaşlarını çatma’ demeyi de ihmal etmiyor.

……………………

Biz dönelim öğretmenlerin çektikleri ızdıraplara. Önceliği yeni mezun olan öğretmenlere vermek gerek. Çünkü göreve yeni başlayanlar palansız eşekten düşmüşe dönmekteler. Gerçi ilk yıllarında müthiş bir performans, bir arzu ile giriştikleri yolda karşılaştıkları zorlukları pek önemsemezler, bu önemsememe sorunlarını hep küçük görmelerine sebep oluyor. Tabi öyle olmuyor her zaman ve ilk paragrafta anlatılan durumu sorgulamaya başlıyorlar.

Öğretmenlerin dinlenme yeri ve zamanı neresidir? Diye bir soru sorsam; okuldan sonrası var, hafta sonu var, resmi tatiller var, yaz var var da var. Ama kazın ayağı öyle değil. Şöyle ki; eve iş götürmeme lüksü olmayan bir meslektir öğretmenlik. Çünkü eve gitmeyen iş, okula da gitmeyecektir. Evde pişmeyen ders öğrencilerin boğazında saplanıp kalacak ve bir ömür boyu onu hazmedemeyeceklerdir.

Öğrencilik dönemlerindeki öğrencilere benzemiyor hiçbirisi. Öğretmenlerini gördüklerinde yol değiştiren, öğretmeni karşısında el pençe divan duran, dayak ve hakarete ses çıkarmayan, itaatkar, sessiz sakin, öğretmeninin ağzının içine bakan öğrenciler yok artık ortalıkta. Sadece onlar mı? Öğretmenin her dediği doğrudur, onun vurduğu yerden gül biter, oğluna ‘sen yaramazlık yapmasaydın öğretmenin sana kızmaz, seni dövmezdi’ diyen veliler de yok artık. Öyle oturduğun yerden sınıfı yönetme devri de geçti. Hele hele elinde sopa ile koridorlarda gezmeler ve sınıfı sıra dayağı ile hizaya getirmeler. İyi ki yok artık yoksa her yerde onuru kırılmış, aşağılanmış, öğrenilmiş çaresizlikten dolayı umudunu yitirmiş silik milyonlarca insanlara geleceğimizi emanet edecektik. Sorgulayan, araştıran, her duyduğuna inanmayan, üretken, ruhunu Mefisto’dan kurtarabile ve aktif bir gençlik.

*** Karmakarışık ve bağlantısız bir yazı oldu.


data-ad-slot="2556541150">

Yorum ekle